Tokat’ta yaralı olarak bulunan ve koruma altındaki nadir bir tür olan Yılan Kartalı (Circaetus gallicus), Samsun’un Bafra ilçesinde yer alan, Türkiye’nin önemli sulak alanlarından Kızılırmak Deltası Kuş Cenneti içindeki Samsun Büyükşehir Belediyesi Yaban Hayvanları İlk Yardım Ünitesi Veteriner Kliniği’nde tedavi altına alındı.

Özellikle zehirli yılanları avlamasıyla ünlü olan bu görkemli yırtıcı, bir ayı aşkın süredir klinikte veteriner hekimlerin gözetiminde, yoğun bir rehabilitasyon programına tabi tutuluyor. Bu sürecin başarısı, sadece bireyin değil, aynı zamanda bölgesel biyoçeşitliliğin korunması açısından da büyük önem taşıyor.
Yılan Kartalı’nın Ekolojik Önemi ve Görüş Keskinliği
Klinikte görevli veteriner hekim Paria İsfendiyaroğlu, Yılan Kartalı’nın ekosistemdeki kritik rolüne dikkat çekti. İsfendiyaroğlu, adının da gösterdiği gibi, kartalın diyetinin neredeyse tamamının yılanlardan oluştuğunu vurguladı. Bu beslenme alışkanlığı, kartalı doğal bir yılan popülasyonu dengeleyicisi yapıyor.

İsfendiyaroğlu, Yılan Kartalı’nın avlanma yeteneklerinin olağanüstü olduğunu belirtti: “Görüş mesafeleri, bilinen diğer yırtıcılara göre oldukça yüksektir. Gündüz yırtıcıları arasında, havada sabit kalabilme (süzülme) yetenekleri sayesinde yaklaşık 300 metre yükseklikten dahi yerdeki küçük bir yılanı net bir şekilde seçebiliyor ve nokta atışı yaparak avlanabiliyorlar. Bu, onların hayatta kalma ve başarılı birer avcı olma stratejisinin temelini oluşturur.” Kartalın yılan avlarken zehirlenmemesi ise, kalın pullarla kaplı bacakları ve hızlı hareket etme kabiliyeti sayesinde mümkün olmaktadır.

Tedavi ve Rehabilitasyon Süreci: Metakarpal Kırığından Uçuşa
Yaralı kartalın hikayesi Tokat’ta başladıktan sonra, ilk müdahale için Ondokuz Mayıs Üniversitesi (OMÜ) Veteriner Fakültesi’ne yönlendirildi. Ardından, daha doğal bir rehabilitasyon ortamı sunan Kızılırmak Deltası’ndaki kliniğe transfer edildi.
Veteriner Hekim İsfendiyaroğlu, kartalın kliniğe getirildiğindeki durumunu detaylandırdı: “Geldiğinde sol kanat kısmındaki metakarpal kemiklerde açık ve parçalı bir kırık mevcuttu. Açık kırıklar, enfeksiyon riski taşıdığı için tedavi sürecini zorlaştıran en önemli faktörlerdir. Ameliyat ve sonrasındaki yoğun antibiyotik tedavisiyle bu riski atlattık. Şu anda kemikteki kaynama süreci tamamlandı. Bu aşamadan sonra en kritik adım, kas ve eklem gücünü geri kazandırmak.”

Kartalın fiziksel durumunun düzelmesiyle birlikte, rehabilitasyonun ikinci aşamasına geçildi: Uçuş Antrenmanları. İsfendiyaroğlu, “Her gün kontrollü salınım alanımızda hayvanımıza özel uçuş antrenmanları yaptırıyoruz. Amacımız, kartalın eski gücüne kavuşmasını ve doğada tek başına avlanabilecek duruma gelmesini sağlamak” dedi.
Yılan Kartalı, yaklaşık 2 kilo 200 gram ağırlığına ve 1,5 metreden 2,5 metreye kadar ulaşabilen etkileyici kanat açıklığına sahiptir. Bu büyüklükteki bir kuşun tam fonksiyonel kapasitesine ulaşması, disiplinli ve uzun soluklu bir fizik tedavi gerektiriyor.
Göç Rotası ve Hayati Önemi: Afrika’dan Avrupa’ya Yolculuk
Veteriner Hekim İsfendiyaroğlu, Yılan Kartalı’nın sadece nadir bir yerel tür değil, aynı zamanda önemli bir yaz göçmeni kuş türü olduğunu vurguladı. Bu durum, tedavi ve salım zamanlamasını hayati kılıyor.

Kartalların kış aylarını Afrika’nın Sahra altı bölgelerinde, özellikle Batı Afrika’da geçirdiğini belirten İsfendiyaroğlu, göç takvimini şöyle özetledi: “Mart ayı ile birlikte Afrika’dan kuzeye doğru göçleri başlıyor. Türkiye, bu kuşların Avrupa’ya ulaşımında kilit bir köprü görevi görüyor. Hatay ve diğer güney bölgelerimiz üzerinden ülkemize giriş yapıyor, buradan da İstanbul ve Çanakkale boğazları üzerinden veya Doğu Karadeniz rotasını (Çoruh Vadisi) kullanarak Avrupa, Gürcistan ve Kafkas ülkelerine doğru devam ediyorlar. Bu bölgeler, onların yazın konaklama, beslenme ve üreme alanlarıdır.”

Bu uzun göç yolculuğunun yorgunluğu ve zorlukları, yaralı bulunduğunda zaten zayıf olan kartalın sağlığı için ek bir risk oluşturuyordu. Yılan kartalının, geri dönüş göçü başlamadan, yani Eylül-Ekim döneminden önce doğal yaşam alanına salınması hedeflenmektedir, böylece kışlama bölgelerine güvenle ulaşabilir.
Kızılırmak Deltası’ndaki kliniğin tüm ekibi, bu özel misafirin bir an önce tamamen iyileşerek ait olduğu gökyüzüne geri dönmesi için özverili bir çalışma yürütmektedir.














